Bu metin Anthony Dannar’ın 2024 tarihli makalesini incelemektedir. Makalenin başlığı “‘Her macera bir fincan kahveyle başlar’: Black Rifle Coffee Company, gerici hayran kitlesi ve taktiksel beden”dir. Beyaz üstünlükçü söylemin ve komplo teorilerinin nasıl kurgulandığını analiz edeceğim. Bunların medya aracılığıyla nasıl yayıldığını ve tüketici davranışları üzerindeki etkilerini de ele alacağım. Ayrıca Covid-19 pandemisi sırasında Türkiye’deki aşı karşıtı hareketi inceleyeceğim. Bu hareketi komplo teorilerinin yayılmasına dair yerel bir vaka çalışması olarak değerlendireceğim.
Dannar araştırmasında Black Rifle Coffee Company’nin (BRCC) sıradan bir kahve satıcısı olmadığını göstermektedir. Bu marka sadece tüketim için fiziksel alanlar sunmanın ötesine geçmektedir. Marka aşırı sağcı siyasi söylemleri aktif olarak benimser ve destekler. Bu görüşleri logolu şapkalar ve tişörtler gibi markalı ürünler aracılığıyla yayarlar. Dijital bir gazete, podcast’ler ve YouTube videoları da bu yayılımın araçlarıdır (Dannar, 2024, s. 347). Dahası markanın çoğunlukla beyaz erkeklerden oluşan tüketicileri ve hayranları bu ürünleri sergileyen videolar çekerler. Ardından bunları hem fiziksel hem de dijital ortamlarda yayınlarlar. Aşı karşıtlığı bağlamında “Dezenformasyon Onikilisi” kritik bir rol oynamıştır. Bu grup Covid-19 aşıları hakkında olumsuz söylemler ve komplo teorileri üretmiştir. Dijital Nefretle Mücadele Merkezi’nin (CCDH) bir raporu bulunmaktadır. Bu rapora göre Dr. Joseph Mercola gibi isimler besin takviyelerini aşılara alternatif olarak sunmuştur. Bunu yaparken aynı zamanda çeşitli markaların reklamını da yapmışlardır (2021, s. 12).
“Cosplay” kavramı genellikle anime, manga veya oyunlardaki karakterleri canlandırmakla ilişkilendirilir. Bu makalede ise söz konusu kavram “taktiksel beden” merceğinden genişletilmektedir (Dannar, 2024, s. 349). Bu çerçevede artık basit ürün satışlarından bahsetmiyoruz. Bunun yerine tüketim eylemi siyasi bir savaşta taraf tutma haline gelmektedir. Aşı karşıtı hareketlerde de benzer bir model gözlemliyoruz. CCDH raporu on iki kilit ismin aşı karşıtlarını harekete geçirdiğini belirtmektedir. Bu kişiler YouTube, Facebook, Instagram ve Twitter gibi platformları kullanmıştır (2021, s. 4). Türkiye’de bu gruplar örgütlenerek Nehir Hareketi’ni kurmuştur. Bu grup daha sonra Büyük Uyanış Hareketi gibi platformlara benzer içerikler üretmeye başlamıştır. Ortak sloganları bu zihniyeti yansıtmaktadır: “(Nehir Hareketi) ‘insanca’ yaşayabileceğimiz aydınlık bir dünyaya giden mücadele yolunu temsil eder. Aydınlarımızın öncülüğünde ve ‘uyanmış’ halkımızla birlikte denizlere ve özgürlüğümüze doğru akan bir nehir gibi birleşiyoruz. Deccal’in zehirli sıvılarına ve karanlık planlarına karşı duruyoruz” (Daldal ve diğerleri, 2023, s. 48).
Bu dijital örgütlenme İstanbul Maltepe’deki “Büyük Uyanış Mitingi” sırasında fiziksel olarak somutlaşmıştır (Daldal ve diğerleri, 2023, s. 47). BRCC logolu eşyalar giyilerek ortaya konan “taktiksel beden” burada bir paralellik bulmaktadır. Bu duruma “politik beden” adı verilebilir. Beyaz erkeklerin BRCC tercihinin markanın söylemine nasıl yansıdığını detaylandırmak istiyorum. BRCC dijital medya kanalları aracılığıyla kapsayıcılık ve hoşgörünün “kadınsı” özellikler olduğunu öne sürmektedir. Amerikalı erkeklerin bu özellikleri benimsemesinin “erkekliğin yitirilmesine” yol açtığını savunurlar (Dannar, 2024, s. 384).
Ayrıca LGBTIQ+, feminizm ve Black Lives Matter (Siyahların Hayatı Önemlidir) gibi toplumsal hareketlere karşı argümanlar geliştirirler. Bu argümanlar genellikle “Büyük İkame” anlatısıyla örtüşmektedir. BRCC toplulukları genellikle bu sosyal hareketlerden gelen bireylerin eninde sonunda “dünyaya hükmedeceğine” inanır. Ayrıca kendi gruplarına ait olmayanları dışlayacakları inancını beslerler (Dannar, 2024, s. 385). Bu elbette temelde kusurlu bir bakış açısıdır. Türkiye’deki aşı karşıtlığına gelince Nehir Hareketi Covid-19 pandemisinin bir aldatmaca olduğu anlatısını desteklemektedir. “Küresel güçlerin sağlık bahanesiyle dünya nüfusunu kontrol ettiğini” iddia ederler. Bu söyleme göre küresel güçler pandemi ve aşılama yoluyla halkı köleleştirmeyi amaçlamaktadır (Daldal ve diğerleri, 2023, s. 49). Sonuç olarak pandemi bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarılıp siyasi bir savaş alanına dönüştürülür. Çeşitli kanaat önderleri tarafından kolaylaştırılan bu değişim kolektif halk sağlığını tehdit eden yapılar yaratmaktadır.
Cosplay ve taktiksel beden kavramlarının yanı sıra beyaz üstünlükçü söylem ve komplo teorileri de etkili olmaktadır. Bunlar hem BRCC vakasında hem de Türkiye’deki aşı karşıtı harekette benzersiz “transmedya hikaye evrenleri”nin yaratılmasına katkıda bulunur. BRCC şapkası takan beyaz bir erkek bu transmedya dünyası içinde “taktiksel bir bedene” dönüşür. Amerikalı erkeklerin erkekliklerini yitirmesine dair anlatıları benimser. Algılanan düşmanların öncülük ettiği toplumsal hareketler nedeniyle güç kaybedildiği fikrini kabul eder. Bu şekilde söylem ve komplo teorileri somutlaşmış olur (Dannar, 2024, s. 388). Aşı karşıtlarının transmedya hikaye evreni Erkan Trükten’in Deccal-Derin Devlet adlı kitabını içermektedir. “Plandemi” etiketini kullanan tweetler ile çeşitli WhatsApp ve Telegram grupları da bu evrene dahildir (Daldal ve diğerleri, 2023, s. 51). Bu transmedya hikaye evrenlerinde oluşan “yankı fanusları” kaçınılmaz olarak belirli davranış kalıplarını beraberinde getirir.
Dannar’ın makalesinde incelenen BRCC ve Türkiye’deki aşı karşıtı hareket popüler medya aracılığıyla etki alanlarını genişletmiştir. BRCC örneğinde bu durum markalı ürünler, kullanıcı yapımı videolar ve kurucunun podcast’leri aracılığıyla gerçekleşir. Aşı karşıtlığı vakasında ise “Dezenformasyon Onikilisi”nin sosyal medya gönderileri aracılığıyla yayılır. Yayınlanmış kitaplar ve özel iletişim grupları da bu yayılıma katkı sağlar. Her iki örnekte de komplo teorileri yaratıcılarıyla sınırlı kalmamıştır. Daha geniş bir kitleye ulaşmış ve “ete kemiğe bürünmüştür.” Kanaat önderleri hayran kitlelerinin görüşlerini kurgusal tehditler aracılığıyla şekillendirmiştir. Buna BRCC’nin kurucuları ve Nehir Hareketi’nin liderleri de dahildir. Dezenformasyon sadece fikirleri ve inançları yanlış yönlendirmekle kalmamıştır. Aynı zamanda fiziksel bedenin kendisini dönüştüren ideolojik bir aygıt olarak da işlev görmüştür.
REFERANSLAR
Daldal, A., Conker, A., & Nas, Ç. (2023). Aşı Karşıtlığı ve Covid-19 Pandemisi Sürecinde Türkiye’deki Yansımalarına Kuramsal ve Sosyo-Politik Bir Bakış: Bilimselliğin Reddi, Tıbbileştirme ve Komplocu-Popülist Söylemler. Amme İdaresi Dergisi, 56(3), 35-57.
Dannar, A. (2024). ‘Every adventure begins with a cup of coffee’: Black rifle coffee company, reactionary fandom, and the tactical body. Convergence: The International Journal of Research into New Media Technologies, 30(1), 375–394. https://doi.org/10.1177/13548565231205868
The disinformation dozen: Why platforms must act on twelve leading online anti-vaxxers. Https://counterhate.com/research/the-disinformation-dozen/. (2021). Center for Countering Digital Hate.
