Veri ve Değer Üzerine Bir İnceleme

Bu metinde Jernej Markelj ve Claudio Celis Bueno’nun 2024 tarihli Machinic agency and datafication: Labour and value after anthropocentrism adlı makalesini Marx’ın bahsettiği değer üzerinden ele alacağım. Yazarlar verinin değer üretebileceğini söylerken, Marx’a göre değerin kendisi niceliksel bir im olduğu ve insanlar arası semiyotik bir sistem olarak işlediği için değerin üretimine insan olmayan hiçbir varlık katılamaz. Bu argümanı temellendirmek için öncelikle Markelj ve Bueno’nun makalesini derinlemesine ele alacak daha sonra Marx’tan hareketle değer ve insan olmayan varlıklar arasındaki ilişkisizliği tartışmaya açacağım. 

Yazarlar Marx’ın ekonomi politiğinde bir insan istisnailiği olduğunu öne sürmekte ve dijitalleşme ve otomasyon çağında bu istisnailiğin sona ermesi gerektiğine inanmaktadırlar (Markelj & Bueno, 2024, s. 1061). Bu argümanlarını da sermayedarın üretim yapılırken yalnızca bir işçiyi değil, makinalar gibi insan olmayan aktörleri sömürdüğünü söyleyerek güçlendirirler. Veri değer üretebilir demektedirler. Bunun yolunu makinesel faillikten geçtiğini savunurlar. Makinasal faillik, failliğin yalnızca insana özgü bir niyetlilik olmadığı, insan ve insan olmayan varlıkların birbirleriyle ilişkiye girerek eyleyiciliklerini arttırmaları anlamına gelir (Markelj & Bueno, 2024, s. 1066). Yazarlar, Marx’ın serbest sermaye (makinalar) ve değişen sermaye (insan emeği) ayrımını geçersiz kılmakla uğraşırlar (Markelj & Bueno, 2024, s. 1063). Caffentzis ve Virno’nun makinanın değer üretemeyeceği, kapitalizmin insanın bilişsel ve dilsel kapasitelerini sömürdüğü argümanlarını insan-merkezci olduğu düşüncesiyle eleştirirler (Markelj & Bueno, 2024, s.s 1063-1066). Yazarlara göre değer, insan ve insan olmayan varlıkların bir araya gelerek tek başlarına yapamayacakları kapasiteleri üretmesidir. Bu açıklamalarını geliştirirken insanı eyleyiciliğin merkezine almayan Actor Network Theory’den yararlanırlar (Markelj & Bueno, 2024, ss. 1066). Şu unutulmamalıdır ki sermayedar için insan olmayan nesneler (yani teknik makinalar) satılabilir, üzerinde münakaşa edilebilir varlıklar olmadığı için sömürülemezler. Ancak temellük edilebilirler (appropriation). Yazarlar, bu noktayı kaçırmaktadır. Verinin parayla satın alınabilen bir şey olması onun bir “değer” olduğu anlamına gelmez. Onun “değerli” olduğu anlamına gelir. Kapitalist ekonomide bu ikisi çok farklı şeylerdir. 

Benim bu makaleye eleştirimin temelinde de verinin ‘değer’ ürettiği değil, verinin “değerli” olduğudur. Emek kuvveti (labour force) üretim uzamında teknik makineler ve ham maddeyle bir araya getirilir. Bir meta değer olamaz ancak ve ancak o metanın üretim maliyetinin üzerinde olan satış fiyatı “değer”dir. Makaledeki “veri, değerdir” argümanın çürütmek için şöyle bir evren yaratalım. Kadınların regl tarihleri ve semptomları birer veridir yani metadır. Bu metanın üretiminde fizyolojik döngüler, cep telefonları, insanların veriyi girmek için kullandıkları parmaklar ve veriyi girdiğimiz süre ise teknik makineler ve ham maddedir. Bunların toplamı ise değerdir yani verilerin üçüncü şirketlere satılırken üçüncü şirketin ödeyeceği para. Burada insan olmayan varlıklar herhangi bir şey üretmez. Üretime katılabilirler. Bu insan merkezciliğin reddi değildir. Giriş paragrafında bahsettiğim bu bölümde de gerekçelendirdiğim gibi, değer canlı ve cansız varlıkların etkileşimine dışarıdan dayatılan bağımsız bir im rejimidir yani semiyotik sistemdir. 

Yazarlar, Marx’ın insan merkezci olduğunu söylemişlerdir. Marx’ın doğayı ve onun yarattığı zenginliği yok saydığını ifade etmektedirler. Oysa ki Marx’ın Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin Gotha Programı’na yazdığı eleştiriye göre doğa, canlıların ihtiyacını karşılayan kaynakların doğrudan üreticisi ve kaynağıdır: “Emek, bütün zenginliğin kaynağı değildir. Doğa da, emek kadar, (gerçek zenginlik olduğunda kuşku bulunmayan) kullanım-değerlerinin kaynağıdır, ki, emeğin kendisi de, doğal gücün, insanın emek gücünün ifadesinden başka bir şey değildir.” (Marx ve Engels’ten alıntılayan Karayemiş, 2026, s. 36 dipnot 34). 

Yazarlar sermayedarın algoritmaya veya veriye de para ödediği gibi bir argümanla yola çıkmışlardır. Halbuki para ödemezler. Algoritma veya veri temellük edilir. Feminist açıdan düşünürsek kadınların ev içi emekleri sermayedar açısından önemli midir? Elbette önemlidir, ama buna çalışanına daha fazla ücret ödeyerek karşılık verirler. Bu ücret her zaman hem erkek çalışanın giderlerini ve ihtiyaçlarını hem de kadınların ev içi emeğini karşılayamayabilir. Bu durumda sermayedar kadının yeniden üretimini temellük eder. Bu makalede de veri bir değer değildir. Sadece üçüncü şirketler tarafından satın alınması gibi bir durum söz konusu olduğunda temellük edilen bir nesnedir. 

Markelj ve Bueno’nun Deleuze ve Guattari ile Actor Network Theory’den yararlanarak veriyi ve makineleri “değer üreten” özerk birer eyleyici olarak atfetmesi, sermayenin işleyişini yanlış anladıklarına işaret eder. Metin boyunca temellendirmeye çalıştığım argüman verinin kendi başına bir “değer” değil, üretim sürecinde sermaye tarafından temellük edilen “değerli” bir “meta” olduğudur (Meta olmasının özellikle altını çizmek istiyorum). Marx bugün yaşasaydı veriyi değersiz görmezdi (yazarların Marx’ı insanı her şeyden üstün görmesi argümanından yola çıkarak söylüyorum). Dijital kapitalizmde insan bedenin fizyolojik döngülerinin verileştirilerek bir meta olarak satılmasını eleştirirdi. Yani veri niceliksel olarak cisimleşen ve cisimleştiği oranda parayla ölçülen şey (değer) değildir, değerin taşıyıcısıdır. 

Referanslat

Karayemiş, O. (2026). Ekoloji ve Ekonomi I: Sermayenin Girişimleri ve Yeryüzünün Mukavemeti. başıbozuk e-yayıncılık.

Markelj, J., & Bueno, C. C. (2024). Machinic agency and datafication: Labour and value after anthropocentrism. Convergence: The International Journal of Research into New Media Technologies, 30(3), 1058-1075. https://doi.org/10.1177/13548565231166534

Bir Cevap Yazın